Yıl: 2019  Cilt: 54  Sayı: 3  Sayfa: 1377-1398

doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.19.09.1180


YOLSUZLUĞUN SİYASAL, EKONOMİK VE KÜLTÜREL BOYUTLARI:GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ÖRNEĞİ -

YUSUF PUSTU, REFİK YASLIKAYA , Abdul-malik ABDULAI

Yolsuzluk, insanlığın güvenlik, refah ve adalet ihtiyacı üzerindeki en büyük tehditlerden ve engellenmesi en zor sosyal kötülüklerden birisidir. Yolsuzluk bir ülkedeki toplumsal ve siyasal katmanların tümünü etkiler. Ekonomik sonuçları o ülkenin vatandaşları tarafından üstlenilir. Politik, sosyal ve ekonomik kurumların işleyişleri üzerinde zararlı etkileri vardır. Siyasal sistemin şeffaflığı önünde bir engeldir ve hesap verilebilirliği ortadan kaldırır. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerini sabote eder.

Bu nedenle dünyanın pek çok ülkesinde kamusal politikaların en önemlilerinden biri yolsuzlukla mücadele olmuştur. Bu ülkelerin dünya üzerindeki dağılımına bakıldığında; Afrika kıtasındaki ülkelerin yolsuzluk sorununu en fazla yaşayan ülkeler olduğu görülecektir. Afrika yanında, Doğu Avrupa ve Latin Amerika ülkeleri ile Asya kıtasındaki bazı ülkeler son yıllarda yolsuzluklardan etkilenmişlerdir. Buna karşın gelişmiş dünya olarak adlandırılan Amerika, Japonya ya da Avrupa ülkelerinin bu sorunun uzağında olduğunu düşünmek de mümkün değildir. Pek çok kez bu ülkeler de yolsuzluk skandallarıyla çalkalanmıştır. Bu yönüyle yolsuzluk sorunu aslında küresel bir sorundur. Coğrafi dağılımın ötesinde dünya ülkeleri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler olarak kategorize edildiğinde, yolsuzluk örneklerinin ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu durum yolsuzluğun etkileri açısından da önemli sonuçlar üretmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki kişi başına milli gelirin yüksek olması nedeniyle yolsuzlukların vatandaşlar üstündeki doğrudan etkisi sınırlı kalmaktadır. Buna karşın gelişmekte olan ülkelerde, düşük gelir düzeyleri altında yolsuzluk hem topluma daha fazla zarar vermekte hem de yolsuzluğun derinleşmesine ve yayılmasına sebep olmaktadır.

Yolsuzluk tartışmaları son yıllarda, akademik tartışmaların da önemli konularından biri olmuştur. Tartışmalar, ağırlıklı olarak yolsuzlukların önlenmesi ya da en azından azaltılması için uygulanması gereken stratejileri belirlemeye yönelmiştir. Daha ileri araştırmalarda ise dünyanın farklı ülkeleri bir skalaya konulmakta ve en yozlaşmıştan en az yozlaşmışa doğru bir sıralama yapılmaya çalışılmaktadır. Bu karşılaştırmalı çalışmalarda; yolsuzluk türleri ya da yöntemlerine ilişkin açıklayıcı bilgiler ortaya konmakla beraber, yozlaşma üzerindeki etkili olan faktörler nadiren incelenmiştir. Oysa sağlıklı bir analiz için yolsuzluk üreten iklimin öncelikle tespit edilmesi gereklidir. Sorulması gereken soru, ülkelerin neden farklı seviyelerde yolsuzluk ürettikleridir. Bu çalışma farklı ülkeler düzeyinde yolsuzluk nedenlerini ve örneklerini ortaya koymakla birlikte, esas sorunun yolsuzlukla mücadele olduğunu göstermek amacındadır. Çünkü yolsuzluk her toplumda ortaya çıkabilecek bir sorundur. Ancak mücadelenin gereği gibi yapıldığı, ya da yapıldığına inanıldığı toplumlarda yolsuzluk algısı düşük kalmaktadır.

Çalışma, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ayrımında, seçilmiş ülkeler üzerinden yolsuzluk üzerinde etkisi olan faktörleri incelemeyi amaçlamıştır. Gelişmiş ülke kategorisinde dört, gelişmekte olan ülke kategorisinde dört olmak üzere toplam sekiz ülke seçilmiştir. Ülkelerin seçiminde belirleyici olan esas faktör Uluslararası Şeffaflık Örgütü (Transparency International) tarafından yapılan “Yolsuzluk Algı Endeksi” olmuştur. Gelişmiş ülke kategorisinde yer alan ülkelerden Danimarka, Yeni Zelanda ve Singapur 2018 yılına ait endeksde yolsuzluk algısının en az olduğu ülkeler olarak ilk üç sırayı oluşturmaktadır. Endeksde 9. Sırada yer alan Kanada, yine bu çalışmada gelişmiş ülkelerden dördüncüsü olarak seçilmiştir. 180 ülkeyi değerlendirmeye alan endekste son sırada yer alan ve yolsuzluk algısının en yüksek olduğu ülke Somali’dir. Bu çalışmada Somali yanında, endeksin 168. sırasında bulunan Venezüella, 165. sırasında bulunan Angola ve 158. sırasında bulunan Özbekistan gelişmekte olan ülkeler arasından seçilmiştir.

Ülkeler seçilirken yolsuzluk türü üzerinden bir ayrım yapılmamıştır. Zaten bazı yolsuzluk türleri tüm ülkelerde geçerli bir sorun alanıdır. Örneğin bir yolsuzluk aracı olarak rüşvet, gelişmiş ülkelerden olan Kanada’da bir sorun olduğu gibi gelişmekte olan ülke kategorisindeki Venezüella ve Özbekistan’da da bir sorundur. Buna karşın, bazı yolsuzluk türleri yalnızca bazı ülkelere özgü olabilmektedir. Örneğin Singapur en az yolsuzluk algısının olduğu ülkelerden biri olmasına rağmen, “vergi cenneti” olarak tanımlanan ülke, başka ülkelerdeki yasal olmayan kazançların aklanmasını sağlayan mekanizmaları dolayısıyla yolsuzluk listesinde yer alabilmektedir. Benzer şekilde Yeni Zelanda da yolsuzluğun adı “kara para aklama” olmaktadır.

Farklı yolsuzluk türleri ya da kategorileri geliştirebilmek mümkündür. Örneğin bazı çalışmalar yolsuzlukları kategorilere ayırarak incelemektedir. Bu çerçevede talep ve arz yönlü yolsuzluk, küçük ve büyük yolsuzluk, geleneksel ve geleneksel olmayan yolsuzluk, özel ve genel yolsuzluk ayrımları yapılabilir. Ancak çalışmanın esas vurgusu yolsuzluğun kendisinden çok, yolsuzluğu ortaya çıkaran ortam ve önlenebilmesi için yapılması gerekenler olduğu için incelenen ülkelerdeki yolsuzluk örneklerinin hangi kategoriye girdiğine bakılmamıştır. Yolsuzluk kavramı türlerinden bağımsız bir olgu olarak tanımlanmaya çalışılmıştır.

En kaba haliyle yolsuzluk “emanet edilen gücün özel çıkarlar için kötüye kullanılması” olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu tanım gerek içerdiği belirsiz güç kavramıyla, gerekse aktörlere yönelik vurgusunun olmaması dolayısıyla yetersiz kabul edilmektedir. Bu çalışmada yolsuzluk sorununu bir ahlak sorunu olarak gören ve önceden belirlenmiş norm ve düzenlemelerden sapan davranışları yolsuzluk olarak değerlendiren Realist yaklaşım ile yolsuzluğu üreten ve sürdüren yapısal faktörleri analizinin temeline koyan Nominalist yaklaşımın izinden gidilmiştir. Çalışmanın incelediği yolsuzluk, özel kazançlar için başvurulan tüm yöntemlerdir ve onu üreten ve sürdüren belirli yapılarda yoğunlaşmaktadır.

Çalışmanın örnek ülke incelemeleri de göstermektedir ki yolsuzluk bir noktaya kadar ekonomik kalkınma ile yakından ilgilidir. Bu nedenle ekonomik anlamda gelişmiş ülkeler, yolsuzluk sıralamasında daha alt sıralarda yer almaktadır. Öte yandan yolsuzluğun daha kalıcı ve köklü olduğu ve sıralamasının üst basamaklarında yer alan ülkeler, ekonomik anlamda da az gelişmiş ülkelerden oluşmaktadır. Ancak az gelişmiş ülkeler arasında da bir ayrım yapmak gerekmektedir. Doğal kaynaklara sahip ve bu kaynakların ticareti üzerinden son yıllarda daha yüksek büyüme oranları yakalayan ülkelerde yaşanan yolsuzluk, az gelişmiş kategorisindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında daha fazladır. Örneğin 180 ülke arasında 168. Sırada yer alan Venezüella, Ortadoğu’dan sonra dünyada en fazla petrol rezervlerine sahip ülkedir. Ancak sadece 2002 ve 2016 yılları arasında yolsuzluklara bağlı olarak ülkenin petrol gelirlerinden 700 milyar dolar kaybedilmiştir. Daha doğru bir ifadeyle bu miktar topluma döndürülmemiş sınırlı sayıdaki kişinin cebine girmiştir.

İkinci olarak din ve yozlaşma arasındaki ilişki incelenmiştir. Her ne kadar bütün büyük dinlerin öğretileri, her türlü sosyal kötülüğü ve ahlaksızlığı kınıyor ve insanlara “iyi olmalarını” emrediyor olsalar da, incelenen farklı ülkelerdeki farklı dinler, yolsuzlukları önleme noktasında önemli bir işlev görmemektedir. Literatürde kimi zaman Hristiyanlığın, kimi zaman İslam’ın, kimi zaman da Budizm ve Konfüçyanizm gibi Asya dinlerinin yolsuzlukları önlemede etkili birer araç olduğu iddia edilmişse de karşılaştırmalı bir analizde bu etkinin sanıldığı kadar güçlü olmadığı ortaya çıkmaktadır. Örneğin çoğunluğu Hristiyan nüfusa sahip Venezüella, en fazla yolsuzluğun olduğu ülkeler kategorisinde yer alabilirken bir başka Hristiyan ülke Kanada’da en az yolsuzluk algısına sahip ülkeler içinde yer almaktadır. Benzer durum Müslüman halklara sahip ülkeler için de geçerlidir. Yolsuzluğun en fazla olduğu ülkeler olarak bu çalışma içinde incelenen Somali ve Özbekistan’ın Müslüman, Venezüella ve Angola’nın ise Hristiyan nüfus çoğunluklarına sahip olması bu durumun bir başka açık göstergesidir.

Çalışmada incelenen parametrelerin yolsuzlukla ilişkili olarak en belirleyici olanı, siyasal sistemler ve kültür olmuştur. Yolsuzluk endeksi sıralamasında en az yolsuzluğun bulunduğu ülkelerin demokrasi ve iyi yönetişim anlamında sıralamanın en üstünde olan ülkeler olduğu görülmüştür (Bu durumun tek istisnası incelenen ülkelerden Singapur’un yolsuzluk endeksinde son sıralarda yer alması gibi demokrasi endeksinde de düşük skorlara sahip olmasıdır). Bu ülkelerde siyasal sistemler güç ve otoritenin adem-i merkezileştirildiği, şeffaflığın temel kurallardan olduğu bir yapıya sahiptir. Ayrıca siyasi ve yönetsel örgütlenme anlamında yolsuzluğun az olduğu ülkelerin güçlü ve bağımsız yasal kurumlara sahip oldukları görülmüştür. Bunlar yolsuzluklarla mücadele komisyonları ve ombudsmanlıklar gibi kurumlardır. Yine bu ülkelerde çıkarılan kamu görevlileri yolsuzluk yasaları, rüşvetle mücadele yasaları gibi düzenlemeler ile hukuk yoluyla yolsuzluklar önlenmeye çalışılmaktadır. Buna karşın az gelişmiş ülkelerin en önemli sorunu, yolsuzlukla mücadele anlamında hukuki düzenlemelere sahip olmamaları ya da gerekli kurumsal yapıları oluşturamamalarıdır. Bunlara sahip ülkelerin bazılarında ise bu kurumların işletilmesinden kaynaklanan sorunlar bulunmaktadır. Bu durum yalnızca yolsuzluk algısını derinleştirmekle kalmamakta, aynı zamanda otoriteyi de parçalayan sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin dünyanın en fazla yolsuzluk algısının olduğu ülke olan Somali’de, zayıf devlet kurumları ve hukuki boşlukların yeri zaman içinde kabileler tarafından doldurulmaktadır.

Çalışmanın ortaya koyduğu temel sonuç yolsuzlukla mücadelenin en önemli aracının güçlü, bağımsız ve istikrarlı kurumlar olduğudur. Bu durumun belki de en açık kanıtlarından biri, yolsuzluğun az olduğu ülkelerde, yargıya intikal eden vakaların sayısının çokluğuna karşın, yolsuzluğun yoğun olduğu ülkelerde bu sayının çok daha düşük olmasıdır.

Anahtar Kelimeler (Keywords): yolsuzluk, gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler

POLITICAL, ECONOMIC AND CULTURAL DIMENSIONS OF CORRUPTION: A CASE OF DEVELOPED AND DEVELOPİNG COUNTRIES.

Corruption continues to be one of humanity’s biggest threat to security, prosperity and justice. It remains one of the most common social evils yet the most difficult to stop. Many scholars from different fields have sought to investigate the economic impact of corruption, the moral and ethical violations, legal consequences that corrupt people should face and the perception on corruption. Further studies have sought to rank countries from the most corrupt to the least corrupt countries in the world. Such comparative studies have given valuable information on the patterns of corruption but rarely provide explanation for the causes. This paper therefore seeks to examine whether there is a trend between corruption and social, political, cultural and religious spheres of selected countries from the developed and developing worlds. By relying on literature from government and non-governmental organisations, academic publications, media articles and publications from investigative agencies, this article finds that there is no consistent relationship between the socio -political, cultural and religious environment and corruption though strong political institutions are key agents in addressing corruption problem.

Anahtar Kelimeler (Keywords): corruption, developed countries, developing countries

Tam Metin 38

MAKALE ARAMA
Arama Alanı:
Arama Terimi:

Copyright © MakaleSistemi.Com altyapısı kullanılmaktadır.